Basın

HABERLER

Tüm Haberler

Genç işsizliğin aşısı perakende, artan döviz kurlarının ve maliyetlerin baskısı altında

Genç işsizliğin aşısı perakende, artan döviz kurlarının ve maliyetlerin baskısı altında

Modern perakendeciler, özellikle genç ve kadın istihdamında öncü rol oynuyor. Toplam istihdamın yüzde 14’üne iş sağlayan perakende sektöründe, kadın çalışanların oranı yüzde 24. Toplam kadın istihdamının ise yüzde 11’i perakende sektöründe çalışıyor

Döviz kurları, istihdamdaki işveren yükleri ve ithalata getirilen ek vergiler nedeniyle maliyetleri yükselen ve hem karlılıklarını hem de istihdama katkılarını sürdürmekte zorluk çeken perakende oyuncuları, ekonominin canlandırılması için vergi indirimleri gibi düzenlemeler bekliyor

Ekonominin daha da canlanması için alınan önlemlerde sektörün gerçekleri dikkate alınmazsa daha zor günler kapıda. Verimlilik ve karlılık problemleri nedeniyle kapanan mağaza sayısının artmasından endişe ediliyor

Kiralamalarda kur sabitlemesi veya TL bazlı kiraya geçilmesi, istihdam yüklerinin hafifletilmesi ve vergi indirimleri gibi düzenlemeler sektörü rahatlatabilir

Kategori Mağazacılığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alp Önder Özpamukçu, istihdam yaratma konusunda perakende sektörünün öncü konumunu koruduğunu belirtti. Türkiye genelinde tüm yaş gruplarında yüzde 11,3 ve gençlerde yüzde 19,9 seviyelerine ulaşan işsizlik oranının ciddi boyutlara geldiğine değinen Özpamukçu, perakende sektörünün istihdam konusunda daha fazla desteği hak ettiğini ifade etti. Sektör içinde elele verilerek çözümler arandığını belirten Özpamukçu, bu dönemde devlet desteklerinin de artmasını beklediklerini sözlerine ekledi.

Özpamukçu, özellikle istihdam yüklerinin hafifletilmesi, vergi indirimleri gibi düzenlemelerle sektörün rahatlatılmasının; ekonomiye hızlı ve olumlu bir etkisinin olacağının da düşünülerek, hayati önem taşıdığını dile getirdi.

İşsizliğin ve kayıtdışının aşısı modern perakende

TÜİK tarafından açıklanan Ağustos 2016 dönemi verilerine göre toplam istihdamın yüzde 14’ü perakende sektöründe çalışıyor. Perakende sektörünü, özellikle genç işsizlik oranıyla mücadelede “aşı” olarak tanımlayan Özpamukçu, sektörün kadın ve genç istihdamında öne çıktığını belirtti. İstatistiklere göre perakende sektöründe çalışanların yüzde 24’ü kadın. Toplam kadın istihdamından alınan pay ise yüzde 11. Esnek çalışma uygulamalarını sistemli bir şekilde yürüten modern perakendeciler, bu özellikleriyle genç ve kadın istihdamında öne çıkıyorlar. Tamamen kayıtlı ve tüm hakları sağlanmış bir istihdam yaratan sektör oyuncuları, işveren üzerindeki yüklerin azaltılmasını ve devlet desteğinin artırılmasını talep ediyor.

Modern perakendeciler, kurumsallaşmış yapıları neticesinde tüm süreçlerini kayıtlı, kurallı ve ilgili mevzuata uygun olarak denetlenebilir bir şekilde sürdürüyorlar. Sektörün bu önemli özelliğine dikkat çeken Özpamukçu; “Kayıtdışı ekonomi ile mücadelede biz modern perakendecilere büyük iş düşüyor. Sadece kendi iç süreçlerimizde değil, birlikte çalıştığımız çözüm ortaklarımız, tedarikçilerimiz, üreticilerimiz ve hizmet sağlayıcılarımızı da kayıtlı ve denetlenebilir olmaları yolunda zorluyoruz. Eğer bizimle iş yapmak isteyen bir firma varsa, bu gereksinimleri sağlamak zorunda. Aksi halde biz de süreçlerimizi denetleyemez hale geliriz.” dedi.

Önemli bir maliyet kalemi olan kiralarda kur sabitlemesi hayati önem taşıyor

Son dönemdeki genel ekonomik durumdan perakende sektörünün de etkilendiğini belirten Özpamukçu, döviz kurlarının yükselmesi, asgari ücret uygulaması ve ithalata getirilen ek vergilerin maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Döviz kurlarındaki ani artışlar neticesinde kira maliyetlerinin artık kontrol edilemez hale geldiğini ifade eden Özpamukçu, bu artışları tüketiciye yansıtmamak için direndiklerini belirtti. Özpamukçu şöyle devam etti: “Maliyetlerimiz yükseldikçe karlılıklar düşüyor. Dövizdeki dalgalanmalar maliyetlerimizi olumsuz etkiliyor. Özellikle kira maliyetleri kontrol edilemez hale gelmiş durumda. Maliyetlerimiz arasında kiralarımızın payı gün geçtikçe artıyor. Dolayısıyla ciro içindeki oranı da büyüyor. Bu konuda perakende sektörünün tüm tarafları elini taşın altına koymalı. AVM’ler ve perakendeciler olarak aynı gemide ilerliyoruz. Sektörümüzün bugün ulaştığı 220 milyar TL’lik büyüklüğe, AVM’ler ve perakendeciler bir arada çalışarak ulaştık. İçinde bulunduğumuz bu dönemi de daha önce olduğu gibi yine birlikte aşacağız.”

Özpamukçu, 3.500 satış noktasında 120 bin kişi istihdam ederek 65 milyar TL ciro yaratan KMD üyelerinin Türkiye’deki AVM kiralanabilir alanının yaklaşık %30’unu kapladığını belirterek; “Dolarizasyon problemimiz devam ediyor. Döviz borcu bulunmayan, yatırım kredisinin ödemesini tamamlamış AVM’lerin TL bazlı kiraya dönmelerini bekliyoruz. Diğer AVM’ler de mutlaka kur sabitlemeli. Kurların Ağustos ayı seviyelerinde sabitlenmesi, maliyetlerimizi kontrol edebilmemiz açısından önem taşımaktadır. AVM’lerin global pazar kaygılarını anlıyoruz, ancak kiracılarını memnun etmeden bu değerlerini koruyamayacaklarını da göz önüne almalarını bekliyoruz. AVM’lerde ve caddelerde boşalan mağazaları üzülerek görüyoruz. İşimizin doğası gereği belli bir verimliliği ve karlılığı yakalayamadığımız mağazalarımızı kapatıyoruz. Kapanan mağazaların artması, en büyük endişemizdir. Bu durum bizler için olduğu kadar, AVM yatırımcılarımız için de istenmeyen bir durum.” dedi.

Ekonominin canlandırılması için sektör içinde de ortak çalışmalar planlandığını belirten Özpamukçu sözlerine şöyle devam etti: “Döviz kurlarındaki artışın getirdiği yüklerin yanı sıra, ücretlerde bu yılbaşında yaşanan beklenmedik artışın çok yüksek maliyetlere sebep olması ülkemizin istihdamında istediğimiz kadar katkıyı vermemizi engelliyor. Ticaretteki daralma ile düşünüldüğünde mutlaka bahsettiğimiz istihdama yönelik desteklerin devreye alınması gerekir. Ayrıca piyasanın hareketlenmesi için, 2009 yılında uyguladığımız ekonomiye can verecek KDV ve ÖTV kampanyaları gibi uygulamalar da düşünülmeli. Bu uygulamalar, ÖTV’nin yüksek oranlarda uygulandığı elektronik, kozmetik gibi sektörlerimizi de rahatlatabilecektir. Biz sektör oyuncuları olarak AVM yatırımcılarımızla birlikte, operasyonlarımızı aksaklık olmadan sürdürebilmek ve müşterilerimizi memnun edebilmek amacıyla elele vererek çözüm yolları geliştiriyoruz. Devletimizden de destek bekliyoruz.”

İthalattaki ek vergiler, orta ve uzun dönemde enflasyonist baskı yapabilir

Son dönemde cari açığı kapatmak ve yerli üretimi desteklemek amacıyla alınan ithalat rejimi kararlarıyla getirilen ek vergilerin de orta ve uzun dönemde enflasyona olumsuz etkilerinin olabileceğini değerlendiren Özpamukçu, mobilya ile başlayan bu yaklaşımın son kararlarla birlikte mutfak eşyaları, dekoratif eşyalar, cam ve porselen eşyalar, kağıt ürünleri ve kırtasiye ürünlerine kadar genişletildiğini ifade etti. Türkiye’de hali hazırda üretimi olmayan ve tüketici talebi doğrultusunda ithal edilen ürünlere dahi ek vergi getirilmesinin bu ürünlerdeki ithalat oranını azaltmayacağına değinen Özpamukçu, “Bu yaklaşım, uzun dönemde yerli üreticilerimizi ve dolayısıyla ihracatımızı da olumsuz etkileyebilecektir. Yerli üreticilerimizi teknolojik olarak gelişmeye ve rekabet gücü kazanmaya teşvik etmenin en güzel yolu korumacılık değil, üreticilerimize sağlanan teşvikler ve serbest ticarettir. Korumacı her uygulama orta vadede verimlilik kaybına yol açacaktır.” dedi.

İthalat yapılan ülkelerin karşılıklılık esasına göre ihracata da benzer tarifeler uygulamaya başlamasının, yeni pazarlara girilmesinin önünde risk oluşturabileceğini belirten Özpamukçu; “Türkiye’de faaliyette bulunan global perakende zincirleri, yaptıkları ithalatın yanında ülkemizdeki yerel üreticilerden tedarik ettiği ve doğrudan ihracata dönüştürdüğü önemli bir satın alma hacmine de sahiptir. Bu korumacı anlayışın sürmesi, perakende zincirlerinin satın alma hacimlerini, rekabetçi ortamın geçerli olacağı başka ülkelere kaydırma ihtimalini de kuvvetlendirecektir.” dedi.

Kozmetikte taksitin sıfırlanması, sektörü zora soktu

Ekonomideki gidişatın ve tüketici davranışlarının doğrudan ve en hızlı şekilde hissedildiği sektörün perakende sektörü olduğunun altını çizen Özpamukçu, bunu farkında olarak alışverişi canlandırma yönünde düzenlemelerin yapılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Son olarak kredi kartı ile alışverişlerde taksit sayısının 9’a çıkarılmasının perakende ticarete olumlu etkileri olmasını beklediklerini ifade eden Özpamukçu; “Kredi kartı taksit sayısının artışı alışverişi desteklerken kayıtlı ekonomiye de önemli katkı sağlayacaktır. Taksit sayısındaki sınırlamalarla kayıt dışına yönelen tüketicilerimizin yeniden kayıtlı ve kurallı çalışan modern perakende satış noktalarına dönmelerini bekliyoruz.” dedi.

Perakendede büyük bir bölümü olumlu etkileyen düzenlemede bazı kategorilere getirilen kısıtlamanın ise üzücü karşılandığını belirten Özpamukçu; “Artık lüks tüketim olmaktan çıkıp önemli bir ihtiyaç haline gelen kozmetik alışverişinde taksitli satışın durdurulması, elektrik-elektronik eşyada ve bilgisayarda ise 6 aya indirilmesi sektörü zor duruma sokmuştur.” dedi.

Kozmetik alışverişinde taksitin tamamen sıfırlanması bu alanda sahte ve kaçak ile mücadelenin olduğu bir noktada, kayıtlı kurallı çalışan modern perakende kurumlarını yıkıcı bir etkiyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu alandaki uygulamanın yerli üretimi de olumsuz etkileyebileceğini düşünüyoruz’’ diyen Özpamukçu, durumun büyük önem taşıdığını ve konunun yeniden değerlendirilmesini umduklarını ifade etti.

Ticaretteki daralma, tüketici taleplerini tam karşılayamama ve maliyetlerin kontrolsüz yükselmesiyle Türkiye’den çekilen uluslararası firmaların olmasının, yatırım konusunda ülkemize duyulan güveni sarsacağına değinen Özpamukçu, son beş yılda 12 büyük perakende markasının Türkiye pazarından çıktığını, bu sayının gün geçtikçe arttığını belirtti.